Çarşamba, Ocak 28, 2009

Sena hanımın mutlu günü....


Aslında haftasonu yapacaktım doğumgününü ama üzülünce babasıyla sürpriz bir doğumgünü yapmaya karar verdik.Babası pastasını aldı ben de eve gidince hemen börekle,makarna salatası yaptım.Yengeleri de sağolsun poğaça,kurabiye ve yaprak sarması yapıp getirdiler,imece usulü bir doğumgünü oldu........

Doğumgünü çocuğu sandalye tepesinde....

Serra bıcırığım yine incilerini sıraladı.Anne şimdi ablam büyüdü ben büyümedim offff dedi.Bende annecim sende Temmuzda büyüyeceksin dedim.Oleeey dedi minik kelebeğim....

Halasının erkekinden karizmatik bir poz.....Çok canlar yakacak çoooook.....Şu güzelliğe bakın,benim prensesimde 4 aylık oldu bile maşallah,halasına gülücükler saçıyor....

Babannesinin kucağına kurulmuş balböceğim.Dün akşam yedimyedim bitirdim bal yanaklarından....
.
Bir doğumgünümüzü de aile arasında sessiz sedasız geçirdik.Sonuçta Sena çoooook mutlu.....Ben ise fazlasıyla yorguuun.....

Salı, Ocak 27, 2009

Doğum günün kutlu olsun meleğim....



Evlendikten birkaç gün sonra eşim sağolsun,Dilek bir bebeğimiz olsa şuralarda pıtı pıtı dolaşsa demeye başladı.(sanki bebekler hemen doğar doğmaz pıtı pıtı dolaşmaya başlıyor) Ben de saf tabi hemen hayallere daldım;pıtı pıtı dolaşan bir kız bebek için..

Rabbime çok şükür fazla bekletmedi bizi .Şüphelenmeye başlayınca hemen kan testi yaptırdık garantili olsun diye.Sonuçlar pozitif olunca havalara uçtuk,sanki beş on yıldır(evleneli sadece üç ay olmuştu) çocuk özlemi çekiyormuşuz gibi....Annem hala söyler iyiki Sena oldu yoksa yeni caminin önüne çocuk dilenmeye çıkacakmışsınız diye.Resmen çıkacakmışız daha test yaptırdığımız hastanenin önünde eşim telefonla herkese mutlu haberi verdi.

Tabi ben dokuz ay lay lay lom,kanat takarak gezdim dolaştım.Son kontrolümüzde bebeğin erkeğe benzediğini söylediler.Neyse ilk çocuk olduğu için fazla kafama takmadım.

Son gün sabah sekiz gibi eşimi işe uğurlarken bazı değişiklikler farkettim.Hemen dedim Ediz işe filan gitme hastaneye gidiyoruz.
Aylardır beklediğim hayalini kurduğum bebeğim nihayet geliyordu.Hemen annemlere ve kayınvaldemlere haber verdik.Hastanede buluşmaya karar verdik.Heyecanla hastaneye gittik.İğne olmaktan ödü kopan ben.Kaç kere dişçi koltuğunda dişçileri canından bezdirerek ağzımı bile açmadan kalkan ben; etrafımdakilere gülücükler saçarak ameliyathaneye gittim.

Ameliyathanede anestezi doktoru bebeğin cinsiyetini biliyormusun diye sordu.Ben de biraz buruk.Erkekmiş ama ben kız istiyordum ismi de Sena olacaktı dedim.

Ameliyattan çıkınca doktorlar uyan Dilek kızın oldu Sena hanım doğdu dediler.Ben de içimden doktorlar ben uyanayım diye kızın oldu diyorlarlar herhalde diye geçiriyorum.Odama çıkarken eşime bebeğimi sordum,çünkü onu benden önce çıkartmışlar ameliyathaneden.Eşimde minicik bir kızımız oldu dedi.Tabi ona da inanmadım.Ta ki bebeğimi kendim görene kadar.

Çok tatlı ufacık bembeyaz bebeğimi ilk göz ağrımı kucağıma aldığımda dünyada tarifi olmayan bir mutluluk yaşadım.Öyle minik öyle tatlıydı ki anlatamam.

Tabi eve gidince uykusuz geceler,tecrübesizlik ilk kırk gün baya zorlandık.Kırkından sora kızımızın keyfini doya doya çıkarttık.Çok uslu bir bebekti.

Canım kızım Sena'm,meleğim Allahım iyiki seni bize vermiş.İyiki bizim kızımız olmuşsun.Bazen anne kız çatışmalarına girsekte,bazen ay anne başkalarının annesi hiç böyle yapmıyor her istedikleri yere gönderiyor desende.İnan bütün yaptıklarım senin iyiliğin için.Sen bize gökten inen bir meleksin.Saçının teline zarar gelse benim yüreğim sızlar.Yavrum seni ve kardeşini çok seviyorum.Sevgimden yavrum ne yaparsam size olan sevgimden bunu asla unutma.........
.
Diye yazmışım Mayıs ayında bloğuma doğum hikayeni yazarken.Meleğim bugün 10 yaşını dolduruyorsun artık bir genç kız olma yolunda ilk adımlarını atıyorsun.Rabbime senin gibi bir evladı bize bağışladığı için ne kadar şükretsem az.Bir kez daha Hamd-u Senalar olsun Allah'ım,şükürler olsun beni böyle güzel ve tatlı iki kızımın annesi yaptığın için...
.
Dediğim gibi artık büyüdün meleğim,seninle gezerken bir genç kızla geziyormuşum gibi oluyorum,gururlanıyorum...Büyürken çok istememe rağmen senin ve kardeşinin yanında olamasam da sizin iyi yetişmeniz,iyi bir eğitim almanız ve iyi bir hayat yaşamanız için çalışmak zorundayım birtanem,ama kalbim her zaman sizin yanınızda atıyor sizi çok seviyorum meleklerim....
.
Doğum günün kutlu olsun,mutluluklar hep seninle olsun meleğim,Rabbim bizi senden,seni bizden ayırmasın inşallah....Amin.

Pazartesi, Ocak 26, 2009

Ahhhhh kızım ahhhh....

Cuma günü karne heyecanı yaşadık birlikte.Senin kadar ben de heyecanla bekledim karneni,ne de olsa kursa gidiyordun,her imkanın vardı....
Karneni alıp geldin yüzünde buruk gülümsemeyle,o anda yüreğim sıkıştı ama sana belli etmemeye çalıştım nasıl kızım karnen deyince zayıfım yok dedin,baktım hakikaten zayıfın yoktu kızım çok şükür,ama benim istediğim karne de değildi,matamatik ve fen notların düşüktü biraz yüksek olsaydı sen de ben de hafta sonları bile okula gitmenin karşılığını bir teşekkürle alırdık.....Ama bebeğim bu duyguyu yaşayamadım ve üzüldüm çünkü senin kapasitenin bu olmadığını biliyorum.Keşke çalış kızım dediğim zaman biraz kendini derslerine verek çalışsaydın kızım bana da bu mutluluğu tattırsaydın.Bunları senle cuma günü de konuştuk bebeğim,söz verdin ikinci dönem daha iyi çalışacaksın,..inşallah sözünde durursun meleğim de ben de sana haziran ayında ah kızım ah değil teşekkürler kızım diye bir yazı yazarım.......

Perşembe, Ocak 22, 2009

Daktilodan Çıkan Harikalar....





İngiliz sanatçı Keira Rathbone bir daktilo ressamı... Eski bir daktiloyla inanılmaz resimler yapıyor. Binlerce harfin bir araya geldiği eserlerini ben çok beyendim.Dünyada ne yetenekler var,eski bir daktiloyla böyle güzel resimler yapabilmek harika.....Çok orjinaller....

Çarşamba, Ocak 21, 2009

Yeni Bir Dünya...


Anne rah.mine düşen ikiz kardeşler önceleri her şeyden habersizmiş. Haftalar birbirini izledikçe onlar da gelişmişler. Elleri, ayakları, iç organları oluşmaya başlamış. Bu arada, etraflarında olup biteni fark etmeye başlamışlar. Bulundukları rahat, güvenli yeri tanıdıkça mutlulukları artmış. Birbirlerine hep aynı şeyi söylüyorlarmış:
'Anne rah.mine düşmemiz, burada yaşamamız ne harika değil mi? Hayat ne güzel şey be kardeşim!'
Büyüdükçe, içinde yaşadıkları dünyayı keşfe koyulmuşlar. Öyle ya, hayatın kaynağı neymiş? İşte bunu araştırırken, karşılarına anneleriyle onları birbirine bağlayan kordon çıkmış. Bu kordon sayesinde, hiçbir zahmet çekmeden, güven içinde beslenip büyütüldüklerini tesbit etmişler. 'Annemizin şefkati ne kadar büyük! Bize bu kordonla ihtiyacımız olan her şeyi gönderiyor.'
Artık aylar birbiri ardınca geçiyor, ikizler hızla büyüyor, diğer bir deyişle 'yolun sonu'na yaklaşıyorlarmış. Bu değişiklikleri hayretle gözlemlerken, bir gün gelip bu güzelim dünyayı terk edeceklerinin işaretlerini almaya başlamışlar.
Dokuzuncu aya yaklaştıklarında, bu işaretleri daha kuvvetli hissetmeye başlamışlar. Durumdan telaşlanan ikizlerden birisi diğerine sormuş:
'Neler oluyor? Bütün bunların anlamı nedir'
Öteki daha sakin ve aklı başındaymış. Üstelik, bulundukları bu dünya çoğu zaman ona yetmiyor; duyguları daha geniş bir âlemi arzuluyormuş. O cevap vermiş:
'Bütün bunlar, bu dünyada daha fazla kalamayacağız anlamına geliyor.' Ve eklemiş: 'Buradaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz.'
'Ama ben gitmek istemiyorum' diye haykırmış kardeşi. 'Hep burada kalmak istiyorum.'
'Elimizden gelen bir şey yok. Hem, belki doğumdan sonra hayat vardır.'
'Bize hayat sağlayan kordon kesildikten sonra bu nasıl mümkün olabilir ki?' diye cevaplamış öteki. 'Bize hayat veren kordon kesilirse nasıl hayatta kalabiliriz, söyler misin bana? Hem, bak bizden önce başkaları da buraya gelmiş ve sonra da gitmişler. Hiçbirisi geri gelmemiş ki bize doğumdan sonra hayat olduğunu söylesin. Hayır, bu her şeyin sonu olacak.'
Bütün bunları söyledikten sonra eklemiş:
'Hem, belki de anne diye birşey de yok!'
'Olmak zorunda' diye itiraz etmiş kardeşi. 'Buraya başka türlü nasıl gelmiş olabiliriz, nasıl hayatta kalabiliriz ki?'
'Sen hiç anneni gördün mü?' diye üstelemiş öteki. 'O belki de sadece zihinlerimizde var. Bir annemiz olduğu düşüncesi bizi rahatlattığı için onu belki de biz uydurduk.'
Böylece, anne rahm.indeki son günleri derin sorgulamalar ve tartışmalarla geçmiş.
Sonunda doğum anı gelmiş çatmış. İkizler dünyalarını terk ettiklerinde gözlerini başka bir dünyaya açmışlar ve sevinçten ağlamaya başlamışlar.
Çünkü gördükleri manzara hayallerinin bile ötesindeymiş.

Salı, Ocak 20, 2009

Masaüstü Sobemiz.....



Canım arkadaşım Fatma beni sobelemiş.Masaüstümdeki resim hakkında.Efeeeeem benim gibi kızlarıyla aklını bozmuş bir insanın masaüstünde ne olur..... tabi ki kızlarının allanıp pullanmış resimleri...Resimi cep telofonumla çekince pek net çıkmadı,ama idare edeceğiz artık ne yapalım....

Bende arkadaşım Zeynebi sobeliyorum.Böylelikle yazar inşallah bir kaç satır tembel...Bu aralar biraz meşgul canım arkadaşım kardeşini nişanlayacakları için bütün ilgi ve alakasını bu işe yöneltti,kıskanmaya başladım Zeynepcim ona göre....

Pazartesi, Ocak 19, 2009

Haftasonu Ev Terapisi Uyguladım...

Bu hafta sonu hiç dışarı çıkmadım,evde oturdum dinlendim,örgü ördüm,kafama göre takıldım.Böyle evde oturunca da çok güzel oluyormuş,alışkanlık yaptı bugün zor çıktım evden işe geldim..Serra bile alışmış meleğim peşimden biraz ağladı,artık büyüyünce kandırmak da zor oluyor.Önceden anlamadığı için kolay bırakıyordum şimdi zor zamanlarımız başladı.İşe gelmemi istemiyor...Neyse karamsar olmayacağım bugün,evde iki gün terapi yaptım kendime,haftasonuna kadar idare edeceğiz artık...

İyi haftalar diliyorum,sevgiyle kalın.....